Lütfen Bekleyiniz...

Ablasyon Nedir? Ablasyon Tedavisi ve Sonrası

Ablasyon Nedir? Ablasyon Tedavisi ve Sonrası
İçindekiler

    Ablasyon Nedir?

    Sağlıklı bir insanın kalbi düzenli olarak dakikada belli bir sayıda atarak çalışır. Bu hız dinlenme esnasında 60 ila 80 arasındadır ve eşit aralıklarla birbirini takip eder. Ancak sinüs düğümünde meydana gelen küçük elektrik akımları sebebiyle, kalbin ritminde ortaya çıkan bozulmalar aritmi olarak isimlendirilmektedir. Bu aritmilerin altında ritim bozukluğunun birçok çeşidi yatmaktadır. Kalp atış sayısının dakikada 100′ ün üstüne çıktığı taşikardiler de aritmilere dâhil edilmektedir. Taşikardiye sebebiyet veren anormal kalp dokusu tahribe uğratılarak ortadan kaldırılır ve böylece rahatsızlık tedavi edilebilmektedir. Bu tedavi kateter kardiyak ablasyon, radyofrekans ablasyon (RF ablasyon), kardiyak ablasyon ya da sadece ablasyon olarak isimlendirilir. Ablasyon, kateter adı verilen ince ve uzun tüpler vasıtasıyla yapılabildiği gibi, açık kalp ameliyatı esnasında da yapılabilmektedir.

    Ablasyonun Avantajları Nelerdir?

    Ablasyonun en önemli avantajı, ritim düzenleyici ilaçların asla yapamayacağı şekilde, anormal kalp ritmine sebebiyet veren sorunlu bölgenin bütünüyle ortadan kaldırılmasıdır. Ablasyon işleminin diğer bir avantajı ise çoğu hastanın ömürleri boyunca ritim düzenleyici ilaç kullanma gerekliliğini ortadan kaldırmasıdır. Ablasyonda, hastalığın şiddetine ve belirlenen çarpıntının türüne göre %70 ila %99 arası bir oranda başarı ihtimali söz konusudur. Ablasyon ameliyatı sonrası iyileşme süresi ise oldukça kısadır. Hastaların neredeyse tamamı, ablasyon işlemi sonrası sadece 1 gün içerisinde günlük rutinlerine dönebilmektedirler.

    Kateter Ablasyonun Potansiyel Riskleri Nelerdir?

    Her operasyonda olduğu gibi, kateter ablasyon da bünyesinde bazı riskleri barındırmaktadır. Bu riskleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:
    • Binde 1 ya da 2 oranında ölüm ihtimali
    • Yüksek dereceli AV blok (kalp pili takılmasını gerektirebilir.)
    • Kalp zarına sıvı dolması ve kalbi sıkıştırması
    • Koroner arter spazmı
    • Kalp zarı iltihabı
    • Karın içine kanama
    • Kateter giriş yerinde kanama
    • Damar zedelenmesi
    • Tansiyon düşüklüğü
    • Geçici iskemik atak

    Kateter Ablasyon Öncesinde:

    Kateter ablasyon eğer planlandıysa öncelikle (EPS) elektrofizyolojik çalışma yapılarak aritminin nereden doğduğu araştırılmaktadır. Kateter ablasyon işlemi öncesinde hasta kişilerin 8 saat aç olması tercih edilmektedir.

    Kateter Ablasyon Sırasında:

    Kateter ablasyon işlemi EPS ya da koroner anjiyografiye benzemektedir. Hasta öncelikle kateter laboratuvarına alınır. Genellikle hastanın kasık bölgesine lokal anestezi yapılır ve kasık toplardamarından girilir. Ağrıya sebebiyet vermeyen bir işlemdir. Sorumlu bölge tespit edildikten sonra, bu bölgeye ucunda metal bir elektrot olan kateter vasıtasıyla enerji verilerek burada bulunan sorumlu hücreler yakılır ve imha edilir. Bu esnada hasta göğüste yanma ve çarpıntı hissedebilir. İşlem süresi ise genellikle çok değişken olup, işlem 1.5 ila 6 saat arası kadar sürebilmektedir. 

    Kateter Ablasyon Sonrası:

    Kateterin vücuda giriş yaptığı yerde kanama olmaması amacıyla bu bölge sarılır ve hafifçe bir ağırlık konulur. Akabinde hasta yatak istirahatine alınır. Eğer ablasyon işlemi koldan yapılırsa yatak istirahatine gerek kalmaz. Hasta taburcu edildikten sonra 24 saat boyunca ağır kaldırmaması ve ağır egzersiz yapmaması gibi birtakım önerilerde bulunulur. İşlemin yapıldığı yerde hafif bir ağrı ya da morarma meydana gelebilir ve bu son derece normaldir. Fakat ağrının artması, şişlik ve kızarıklık ortaya çıkması durumunda, doktor mutlaka durumdan haberdar edilmelidir.

    Ablasyon Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Ablasyon, uygulama bakımından tıpkı elektrofizyolojik çalışmalara benzemektedir. Ablasyonun tek farkı, işlem esnasında ablasyona özel ek bir kateter daha kullanılmasıdır. EPS işleminde sadece tanı konulduğu için ablasyon ameliyatı, EPS işleminin ikinci seviyesi olarak düşünülebilir. Elektrofizyolojik çalışma vasıtasıyla aritminin sebepleri ve kalpte bulunduğu yer belirlendikten sonra ablasyon ile problemli olan bölge ortadan kaldırılmaktadır.
    Kateter ablasyonda kasık ya da kolda bulunan toplardamar yoluyla kalp içine kateter gönderilir. Kateterin kalbin neresinde bulunduğu X ışınları vasıtasıyla izlenebilmektedir. Kateterlerin ucu kayıt aletine bağlanır ve kalp içi EKG kayıtları alınır. Böylece, araştırma sonucunda taşikardi yapan odak bulunmaktadır. Daha sonra ise kateter vasıtasıyla radyofrekans enerjisi verilerek bu alan tahribe uğratılır ve böylece sorumlu odak ortadan kaldırılmış olur. Sorumlu odağı tahrip etme konusunda genellikle radyofrekans enerjisi kullanılmaktadır.
    Sıcak ablasyon tekniğinde, hasarlı bölge radyofrekans enerjisi adı verilen radyo dalgaları yardımıyla ısıtılır ve 50 ila 70 derece arasında ısıya maruz kalan bölge, işlevini bütünüyle yitirir. Bu sayede, aritmiye veya kalp çarpıntısına sebebiyet veren odak kalıcı olarak ortadan kaldırılır. Bu durumu ritmi düzenleyen ilaçlar yardımıyla düzeltmek mümkün değildir. 
    Soğuk ablasyon yönteminde ise sıcak ablasyonun tersine, nitrojen gazı kullanılarak hedeflenen bölge -50 ila -70 derecelere kadar soğutulur ve dondurulur. İki yöntemin de avantajları ve dezavantajları mevcuttur. Bu sebeple tedavi planlaması, aritminin türüne ve şiddetine göre yapılmalıdır.

    Ablasyon mu İlaç Tedavisi mi? Hangisini Tercih Etmelisiniz?

    Birçok hastanın kafasına takılan soru işaretlerinden biri, tedavi için ilaç mı yoksa operasyonun mu tercih edileceğidir. Pek çok hasta ablasyon ameliyatı ve ilaç tedavisi ile hayatlarına devam etme konusunda ikileme düşerler. Öncelikle bilinmelidir ki, ilaç tedavisi yanlış olan bir tedavi şekli değildir. Şayet hasta kişi ilaç tedavisi sayesinde mevcut olan ritim bozukluklarından ve şikâyetlerinden bütünüyle kurtulmuşsa, kalan hayatına o şekilde devam etmesinde bir sakınca yoktur. Fakat burada en önemli sorun, kimi zaman kalpteki ritim bozukluğunun ilaç yardımıyla düzelmiş gibi bir izlenim vermesidir. Fakat bu durumda çoğu hastada ilerleyen senelerde hastalık daha da kötü bir hal almaktadır. Birçok hastada kalp ritmi bozukluğu çoğunlukla tek bir noktadan başlamaktadır. Bu yüzden, bu tür hastalarda ablasyon ile tek bir noktayı tahrip ederek ortadan kaldırmak kolaydır ve bu tip durumlarda çoğunlukla hastada tam düzelme sağlanmaktadır. Fakat bazı ritim bozuklukları tek noktadan başlayıp bazen aylar, bazen de yıllar sonra kalpte birden fazla noktaya yayılabilir ya da başka bir aritminin gelişimine (Atriyal Fibrilasyon) neden olabilir. Bu gibi durumlar geç kalınmış olarak tabir edilir ve bu aşamada ablasyon tedavisi yapılsa bile her zaman tam düzelme sağlamak mümkün olmamaktadır.
    İkinci önemli husus ise ritim düzenleyici ilaçların ciddi ve hayati tehlikelere sahip yan etkilerinin olmasıdır. Bu tip ilaçlar 40-50 yıldır varlıklarını sürdürmektedir. Ablasyon tedavisi ise geçtiğimiz son 20 yıl içerisinde güvenilirliği ve etkinliği ile iyice benimsenmiş, günümüzün güncel tedavi yöntemidir. Dolayısıyla ritim bozukluğuna sahip bir hastanın, ablasyon ile ritim bozukluğundan bütünüyle kurtulma imkânına sahipken, neredeyse 50 yıl önceden kalma ciddi yan etki riski taşıyan ilaç tedavisini tercih etmesi, çağ dışı tedavide ısrar edip günümüzde mevcut olan imkânları reddetmesi anlamına gelmektedir.

    İlgili İçerikler
    Canlı Destek
    -
    Canlı Destek