Lütfen Bekleyiniz...

Pankreas Kanseri Nedir? Pankreas Kanseri Belirtileri ve Tedavisi

Pankreas Kanseri Nedir? Pankreas Kanseri Belirtileri ve Tedavisi
İçindekiler

    Pankreas Nedir? Ne İşe Yarar?

    Pankreas, karnın arka kısmında bulunan ve yaklaşık 14-15 cm uzunluğu olan bir organdır. Onikiparmak bağırsağı, karaciğer ve kalın bağırsağın hemen yanında olan ve vücut içerisinde çok mühim görevleri olan bez formunda bir organdır. Pankreas organı salgıladığı enzimlerle sindirim sisteminin doğru çalışmasına etki etmekte ve yiyeceklerden elde edilen glukozun kandaki seviyesini kontrol etmektedir. Pankreas aynı zamanda insülin ve glikojen üretir. Bu hormonların kana karışmasını sağlar ve böylelikle kan şekerini düzenler. Bununla birlikte, hayati ölçüde önemli sindirim enzimlerini salgılayan organdır. Pankreas besinlerdeki karbonhidrat, yağ ve proteinleri ayrıştırır ve bunların vücutta enerjiye dönüşerek depolanmasını sağlar.

    Pankreas Kanseri Nedir?

    Pankreas kanseri, teşhis edilmesi güç ve tedavi edilmesi zor bir kanser bir kanser türüdür. İstatistiki verilere göre pankreas kanseri dünyadaki en ölümcül dördüncü kanserdir. Pankreasta yer alan hücrelerin mutasyon geçirerek vücudun kontrolü dışında bozulmaya ve çoğalmaya başlamasıyla pankreas kanseri oluşur. Bu mutasyonların sonucu olarak pankreasta kitle oluşumu görülür, normal sağlıklı hücreler ise ölmeye ve fonksiyonlarını yitirmeye başlar. Erken teşhis edilip tedavi edilmediği takdirde bu mutasyonlu kanser hücreleri pankreasın yanında bulunan diğer organlara sıçrayabilirler.

    Pankreas kanseri genellikle ekzokrin hücrelerinin bulunduğu kısımda meydana gelir. Bu durum tıp dünyasında adenokarsinom (ekzokrin kanseri) olarak bilinir. Kimi hastalarda ise pankreas kanseri nadir olarak adacık hücrelerinde oluşmaya başlar. Bu türe ise “endokrin kanseri” adı verilmektedir. Bu durumda kanser, pankreasın hormon üretme işlevine sahip olan kısmında veya nöroendokrin hücrelerinde ortaya çıkmaktadır. 

    Pankreas kanseri tedavisine yönelik gelişen teknolojiye rağmen henüz işe yarar bir ilaç tedavisi yoktur. Bundan dolayı, pankreas kanserinin tedavisi için genellikle cerrahi operasyona başvurulmaktadır. Hastanın yaşı ve hastalığın erken teşhis edilmesi tedavi için çok önemli bir faktördür. 

    Pankreas Kanseri Neden Olur?

    Pankreas kanserinin nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Henüz bu konuya dair net bir bilgi mevcut değildir. Ancak pankreas kanserine yakalanma riskini artıran çeşitli faktörler vardır. En önemli faktör olarak yaşlılık öne çıkmaktadır. Pankreas kanseri 50'li yaşlardan başlayarak genellikle 60 yaş üstü insanlarda ortaya çıkar. Sigara kullanmak, şeker hastalığı (diyabet), kişinin pankreas kanserine genetik yatkınlığı (BRCA2 mutasyonu), Lynch veya Peutz Jeghers Sendromu, ailede pankreas kanseri olması ve obezite (aşırı kilo) gibi durumlar pankreas kanserinin sebepleri arasında sayılabilir. Zira bu tip durumlar, hastalığa yakalanma riskini bariz bir şekilde artırmaktadır. Ayrıca bilhassa bu kansere genetik yatkınlığı olduğu tespit edilen kişilerin sık sık kontrol yaptırması gerekmektedir. Zira her kanserde olduğu gibi pankreas kanserinde de erken teşhis hayati önem taşımaktadır.

    Pankreas Kanseri Hangi Yaş Gruplarında Görülür?

    Pankreas kanseri genellikle yaşı ilerleyen kişilerde görülür. Ayrıca spesifik bir yaş aralığı vermek gerekirse, daha çok 60 yaş üstü kişilerde görülmektedir. 

    Pankreas Kanseri Belirtileri Nelerdir?

    Pankreas kanseri genellikle ilk evrelerde pek belirti göstermeyen, sinsi bir kanser türüdür. Pankreas kanserinin belirtilerine baktığımızda nadir görülen diyabet (şeker hastalığı), ishal ve depresyon belirtileri göze çarpmaktadır. En çok görülen belirtiler ise mide bulantısı, iştah kaybı, ani kilo kayıpları, sarılık, midede ağrı hissidir. Pankreasın baş kısmında olan kanser ilk aşamalarda kendisini sarılık ve dışkıda açık renk olarak gösterir. Gövde ve uç kısımlarına yayıldığında ise genellikle sırta vuran bir ağrı ortaya çıkar. Pankreas kanserinin en yaygın görülen belirtileri ise şu şekilde sıralanabilir:

    • İştah kaybı ve bununla birlikte doğan kilo kaybı
    • Karın ağrısı
    • Mide bulantısı ve kusma
    • Aşırı halsizlik ve yorgunluk hissi
    • Yemek yedikten sonra ya da uzanınca başlayan karın ağrısı
    • Şişkinlik
    • Üst karın bölgesinden başlayıp sırta vuran ağrı
    • Derinin ve göz altlarının sarılaşması
    • İdrar renginin koyulaşması
    • Cam macunu renginde görülen açık renkli büyük abdest

    Kronolojik olarak sıralandığında genellikle ilk olarak karnın üst bölgesinde bir rahatsızlık hissi ve genel olarak bir iştahsızlık görülür. Ayrıca bu belirtileri şişkinlik ve hazımsızlık takip eder. Bu aşamada genelde kanser çoğu hasta tarafından fark edilmez; zira sıradan bir mide hastalığına benzemektedir. Kimi durumlarda hastalarda aniden diyabet ortaya çıkabilir, bu da kişide pankreas kanseri olma ihtimalini artıran ve kesinlikle doktora danışılması gereken bir durumdur.  Hastalığın ilerleyen dönemlerinde karın ağrısı şiddetlenir ve sırta vurmaya başlar, sarılık ve kilo kaybında da artış görülür.

    Pankreas Kanseri Tanısı Nasıl Konur?

    Pankreas kanseri ilk başlarda sıradan bir mide ağrısı veya karın ağrısı olarak kendini gösterebileceği için, ilk aşamalarda tespit edilmesi zor olan bir kanser türüdür. Bu nedenle, pankreas kanseri şüphesi olan hastalarda doktor tarafından çeşitli tetkikler istenebilir. Pankreas kanserin teşhisi için başvurulan yöntemler ise şu başlıklar altında açıklanabilir:  

    Kan Testi: Bilirubin gibi pankreasla ilişkili çeşitli maddelerin ölçümü yapılır. CEA, CA19-9 ve CA-125 değerleri incelenir.

    Pozitron Emisyon Tomografisi (PET Taraması): PET taraması yöntemiyle hastaya radyonüklid madde ve işaretli glikoz verilir. Enjekte edilen glikoz kanserli hücrelerde toplanır. Böylelikle kanserli hücrelerin tespit edilmesi kolaylaşır.

    Laparoskopi: Laparoskopi cerrahi bir operasyondur. Karındaki iç organlar incelenerek hastalık ve kanser belirtileri kontrol edilir. Laparoskop olarak adlandırılan ince bir tüp karın duvarından içeriye doğru yerleştirilir. Gerekirse doku örneği almak için bölgede kesiler açılabilir.

    Ultrasonografi: Pankreas kanserinden şüphelenilen durumlarda ilk olarak ultrasonografi yöntemine başvurulur. Ultrasonun sonucuna göre pankreasta kitlenin olup olmadığı, kitle varsa boyutu ve hangi bölgede olduğu hakkında bilgi sahibi olunmaktadır.

    MR (Manyetik Rezonans): Pankreas kanserine en kesin tanı koyma yolu, hastaya ağızdan ve damar yolu ile ilaç verilen manyetik rezonans görüntüleme tekniğidir. MR yöntemi kullanılarak tümörün hangi evrede olduğu saptanır ve hastadaki tümörün doğası net olarak anlaşılır.

    Pankreas Kanseri Evreleri Nelerdir?

    Pankreas kanseri 5 evreden oluşmaktadır. Tedavi şekli hastanın hangi evrede olduğuna göre değişiklik gösterecektir.

    Evre 0: Bu evrede henüz kanser yayılmamıştır ve pankreas kanalının üst katmanında konumlanmıştır. Bu evrede kanseri herhangi bir görüntüleme metoduyla saptamak mümkün değildir.

    Evre 1: Pankreas kanserinin 1. evresinde lokal (bölgesel) büyüme görülür. Kanser hala pankreasın içindedir, diğer organlara yayılma görülmez. Evre 1A ve Evre 1B olarak ikiye ayrılır. Tümörün boyutu eğer 2 cm'den düşükse Evre 1A, tümörün boyutu 2-4 cm arasında ise Evre 1B olmaktadır.

    Evre 2: İkinci evrede bölgesel bir yayılma söz konusudur. Pankreas kanseri 2. evrede artık pankreas dışına doğru büyür ve lenf bezlerine doğru yayılabilir. Henüz diğer organlara bir yayılım yoktur ama artık risk artmaya başlar. Tümör boyutu 4 cm'yi geçer.

    Evre 3: Evre 3'te pankreasta mevcut olan tümör daha geniş bir bölgeye yayılır. Yakındaki damarlara ve sinirlere doğru ilerleyebilir. Bu evrede metastaz görülmez yani başka organlara sıçrama yoktur. 

    Evre 4: Pankreas kanserinin son evresi olarak bilinir. Bu evrede karaciğer, bağırsak, mide, akciğer ve hatta beyin gibi uzaktaki organlara yayılım gösterebilir.

    Pankreas Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Pankreas kanserinin tedavi yöntemi, kanserin özelliğine ve hangi evrede olduğuna göre belirlenir. Erken teşhis pankreas kanseri tedavisinde büyük önem arz etmektedir. Yaş, sağlık durumu, diğer organların sağlığı da dikkate alınır. Pankreas kanserinde cerrahi tedavi, sistemik tedavi (kemoterapi ve bağışıklık sistemini güçlendiren tedaviler) ve radyoterapi seçenekleri mevcuttur. Sözü edilen tedavi yöntemleri hastalığın ilerlemesine ve türüne bağlı olarak birbirleriyle kombine bir şekilde kullanılabilirler. Pankreas kanseri başka bölgelere yayılmadan teşhis edilebilirse ve hastanın durumu cerrahi müdahaleye uygunsa kontrol altına alınabilir. Ancak kanser geç tespit edilmişse ve yayılım göstermişse, kanserin getirdiği zararları ve olumsuz semptomları azaltmaya yönelik hafifletici tedaviler uygulanır. Bunun yanında Pankreas kanserinde tümörlü yapının pankreasa komşu olan ana kan damarlarına sıçradığı durumlarda ameliyat yöntemine başvurulmaz. 

    Pankreas Kanseri Ameliyatı

    Tümörün pankreasa yayıldığı durumlarda cerrahi müdahaleler yaparak tümörün çıkarılması mümkündür. Kimi hastalarda pankreasın tamamen alınması gerekir. Pankreasın tamamen çıkarıldığı hastalar yaşamları boyunca insülin ve benzeri pankreas tarafından salgılanan enzimleri dışarıdan almak durumunda kalırlar.

    Pankreas Kanserinde Whipple Yöntemi

    Eğer pankreas kanseri sebebiyle meydana gelen mutasyonlu hücreler pankreasın baş kısmındaysa, Whipple yöntemi olarak adlandırılan prosedür uygulanarak, pankreastaki doku ve tümörlü bölge hastadan çıkarılabilir. Whipple ameliyatında safra kesesi ve safra kanalının bir bölümü, pankreas yakınlarındaki lenf yolları, pankreasın baş veya gövde kısmı, ince bağırsağın (duodenum bölümü) ve midenin birer bölümü alınabilir. Sonuç olarak Whipple ameliyatıyla gerekirse onikiparmak bağırsağının tamamı, safra yollarının pankreasa komşu bölümü, midenin bir kısmı ve pankreasın baş kısmı alınmaktadır. Pankreasın geri kalan kısmı ise mide ile bağlanır. Bunun yanında safra kanalı ile ince bağırsak arasında direkt bir bağlantı kurulur. Bu operasyonun en önemli ve uğraş isteyen yanı hastadan alınan organ ve dokuların birbirleriyle olan koordinasyonlarının komplikasyonlara mahal vermeyecek şekilde sağlanmasıdır. 

    Pankreatoduodenektomi olarak da bilinen Whipple yöntemi pankreas kanserinin tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir. Teknik olarak zor bir iş olan Whipple yöntemi için bu alanda uzmanlaşmış olan doktorlara danışmak faydalı olacaktır. Uygun teçhizatı olmayan küçük kliniklerde veya konuyla ilgili tecrübesi olmayan doktorlar tarafından yapıldığında %15-20 civarında başarısızlık oranına sahiptir. Whipple yöntemi konusunda tecrübeli olan kurumlarda ise bu ameliyatlardaki risk oranı yaklaşık üç kat azalır. Pankreas kanserinin ileri evrelerinde tümörler yakındaki kan damarlarına da sıçramış olacağı için Whipple prosedürü bu hastalar için uygun olmayacaktır.

    Uzak Pankreatektomi Yöntemi: Dalak, pankreas kuyruğu ve pankreas gövdesinin bir kısmının hastanın vücudundan alınma işlemidir. Asıl olarak nöroendokrin tümörlerin tedavisinde uygulanan bir metottur. Bu operasyonla dalak vücuttan alınacağı için kişinin bağışıklık sistemi zayıflayacaktır ve ileride oluşabilecek hastalık risklerini azaltmak için çeşitli aşılar ve ilaçlar doktorunuz tarafından önerilecektir.

    Total Pankreatektomi Yöntemi: Bu operasyon ile pankreasın ve dalağın tamamı alınır. Ancak pankreasın tamamen alınması hasta için genellikle başka büyük zorluklar oluşturacağından dolayı (sürekli dışarıdan insülin takviyesi gibi) bu yöntem pek tercih edilmemektedir.

    Pankreas Kanseri Sonrası Süreç

    Hastalık genelde geç aşamalarda fark edildiği için cerrahi yöntemlerle bu hastalığı atlatma şansı diğer hastalıklara kıyasla pek yüksek değildir. İlk 3 yıllık süreç çok dikkatle takip edilmelidir, hastalığın tekrarlama ihtimaline karşı düzenli olarak doktorla iletişime geçilmelidir. Ameliyat sonrası kişilerin günlük hayatlarında iyileşme görülebilir, ancak tedaviye vücudun vereceği cevap birçok farklı değişkene bağlıdır. Erken dönemde teşhis edilen pankreas kanserinde ameliyat sonrası daha olumlu sonuçlar alındığı saptanmıştır. Kesinlikle vücutta kötü hücrelerin oluşumuna sebep verecek olan sigaradan uzak durulmalı ve alkol tüketilmemelidir. Söz konusu bireyler; ameliyattan sonra kanserin tekrarlama riskini en aza indirmek ve bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için düzenli ve sağlıklı beslenmeli, fazla kilo almaktan kaçınmalı ve hayatlarındaki stres faktörünü mümkün olduğunca azaltmalıdır.



    İlgili İçerikler
    Canlı Destek
    -
    Canlı Destek