Lütfen Bekleyiniz...

Behçet Hastalığı Nedir? Behçet Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Behçet Hastalığı Nedir? Behçet Hastalığı Belirtileri Nelerdir?
İçindekiler

    Behçet Hastalığı Nedir?

    Behçet hastalığı, hastalığa ismini vermiş bir doktor olan Hulusi Behçet tarafından ilk olarak 1937 senesinde tanımlanmıştır. Kronik bir özelliği olan behçet hastalığı, genellikle kendisini ataklar şeklinde gösterir. Behçet hastalığı çok sık görülen bir hastalık değildir. Hastalık, genel özelliği itibarıyla otoimmün bir hastalıktır. Normalde bağışıklık sisteminin kişinin vücuduna dışarıdan giren zararlı maddelerle savaşması gerekirken, Behçet hastalığı gibi otoimmün hastalıklara sahip olan kişilerde ise bu durum tam tersi şekilde işler. 

    Bağışıklık sistemi, kişinin kendi hücrelerini bir tehdit olarak görür ve vücut sürekli kendisine hasar verir. Bu durum Behçet hastalığına yakalanan kişilerde kendisini daha çok kan damarlarında gösterir. Bağışıklık sisteminin yapı taşı olan antikorlar, kişinin kan damarlarındaki hücrelere saldırırlar ve böylelikle kişinin ağız bölgesinde yaralar ve döküntüler meydana gelir. Hastalığa sahip olan kişilerde aynı zamanda deride, eklemlerde, sinir sisteminde, midede, bağırsakta ve gözlerde damar tutulumu ortaya çıkabilir. 

    Kişinin vücudunun çeşitli yerlerinde meydana gelen bu damar tutulumları, damar boyutu ayırt etmez. Tutulum küçük damarlarda oluşabileceği gibi aynı şekilde büyük damarlarda da meydana gelebilir. Bu da hastalığın neden vücuttaki birçok farklı organı ve dokuyu etkilediğini açıklar. Behçet hastalığı uzun seyirli bir hastalıktır. Hastalık aynı zamanda kendisini ataklar şeklinde gösterir. Yani kişi bir dönem hastalığın belirtilerini ciddi olarak hissederken bir dönem ise geri çekilme dönemi yaşanır ve belirtiler ciddi oranda azalır.

    Behçet Hastalığı Kimlerde Görülür?

    Behçet hastalığına asıl olarak Akdeniz ülkelerinde, Türkiye'de ve Japonya'da rastlanmaktadır. Hastalık her yüz bin kişiden yaklaşık 400'ünü etkilemektedir. Behçet hastalığına genellikle 20 ile 45 yaş arasındaki yetişkin kişilerde rastlanır. Cinsiyetler arası dağılıma bakıldığında ise hastalık Türkiye gibi Akdeniz ülkelerinde kadınlara kıyasla erkeklerde daha sık görülmektedir. Fakat bu durum ABD gibi ülkelerde tam tersine döner ve kadınlarda daha sık görülmeye başlar. Hastalık genellikle yetişkinleri etkilediği için bebeklerde, çocuklarda ve yaşlı bireylerde Behçet hastalığının görülmesi pek beklenmez.

    Behçet Hastalığı Nedenleri Nelerdir?

    Henüz behçet hastalığının tam olarak ne sebeple ortaya çıktığı bilinmemektedir. Hastalığın ortaya çıkışı kimi genetik ve çevresel sebeplere dayandırılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre HLA B51 olarak bilinen gen grubunun hastalığın ortaya çıkmasında etkili olabileceği üzerinde durulmaktadır. Zira bu gen hastalığın görüldüğü coğrafya ile de uyumluluk göstermektedir. Bahsedilen gen genellikle Akdeniz insanında, Japonlarda, Türklerde ve Orta Doğu halklarında görülmektedir. 

    Çevresel faktörler arasında ise çeşitli bakteriyel ve viral enfeksiyonlar sayılabilir. Genetik olarak behçet hastalığına yatkın olan kişilerde ortaya çıkan kimi ağır viral veya bakteriyel enfeksiyonlar, kişinin bağışıklık sisteminde bulunan antikorların çalışma sistemini bozabilir ve böylelikle kişide behçet hastalığının oluşumu tetiklenebilir. Aynı zamanda romatoid artrit ve lupus eritematozus gibi çeşitli otoimmün hastalıklara sahip olan kişiler de behçet hastalığına yakalanma riski taşırlar.

    Behçet Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

    Hastalığın ilk belirtileri genellikle 30 yaş ve üzeri kişilerde ortaya çıkar. İlk belirtiler çok nadiren de olsa 20 yaş öncesinde ya da 50 yaş sonrasında ortaya çıkabilir. Behçet hastalığının en sık görülen belirtisi "aft" olarak bilinen ağızda çıkan yaralardır. Genellikle hastalığın ilk belirtisi olarak ortaya çıkarlar. Bu oral aftların boyutu kimi zaman birkaç milimetre olabilirken kimi zaman ise 1 cm'yi geçebilmektedir. 

    Aftların iyileşme süreci de boyutuna bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Boyutu 1 cm'den küçük olan aftlar "minör aft" olarak adlandırılırlar ve yaklaşık 7 ila 10 gün içerisinde iyileşirler. Ancak boyutu 1 cm ve üzeri olan aftlar ise yaklaşık 20-25 günlük bir sürede iyileşirler ve minör aftlara kıyasla çok daha sancılı bir sürece sebep olurlar. 

    Kişinin diş etinde, dudak kenarlarında veya dudak içinde, damağında ve bademciklerinde ortaya çıkabilen bu aftlar genellikle bir süre boyunca çıktığı bölgede kalıp sonra geri kaybolurlar. Kaybolduktan bir süre sonra genellikle farklı bölgelerde tekrar ortaya çıkma eğilimindedirler. Aftlar görünüm olarak uçuğu andırır ve kişinin yemek yerken ve hatta su içerken bile acı çekmesine sebep olabilirler. Genellikle ucu beyaz bir görünüme sahiptirler. Yaklaşık 10-15 gün içerisinde kendiliğinden kaybolan aftlar kişinin vücudunda herhangi bir yara izi bırakmazlar.

    Behçet hastalarının büyük bir kısmında genital lezyonlar ortaya çıkabilmektedir. Genital bölgede ortaya çıkan lezyonlar da tıpkı ağızda ortaya çıkan aftlar gibi tekrarlayan bir seyir izlerler. Ancak ağızdaki lezyonlara kıyasla bu bölgedeki lezyonlar genellikle kişinin vücudunda yara izi bırakırlar. Bu yaralar kadınlarda genellikle vajina bölgesinde meydana gelirken erkeklerde ise testis, yumurtalık kesesi derisi ve penisin gövde kısmında ortaya çıkabilirler.

    Behçet hastalığının sebep olduğu lokal yaralanma sonucunda kişide Paterji fenomeni ortaya çıkabilir. Hatta behçet hastalığının tanısını koymak için kişiye paterji testi de yapılmaktadır. Bu testin pozitif çıkması kişinin kesin olarak behçet hastalığına sahip olduğu anlamına gelmez, ancak hastalığın kişide mevcut olduğuna dair bir temel dayanak noktası oluşturabilir.

    Behçet hastalığına sahip olan kişilerde fazla miktarda akne oluşumu ve iltihaplı yaralar ortaya çıkabilir. Aynı zamanda behçet püstülü olarak adlandırılan folikülit oluşumu da oldukça sık rastlanan bir belirtidir. Bu tür deri belirtilerinin en sık görüldüğü bölge genellikle gövde ve ekstremite kısımlarıdır. Kişinin vücudunda ortaya çıkan bu lezyonlar ilk başta ortaya küçük bir şişlik halinde çıkar. 

    Daha sonra hızla gelişerek iltihaplı bir yapıya sahip olur. Görünüm olarak ise sivilceden pek bir farkları yoktur. Behçet hastalığına sahip olan kişilerde "deri altı yağ dokusu iltihabı" olarak da bilinen Eritema Nodozum lezyonu görülebilir. Bu belirti hastalığa sahip olan kişilerin yaklaşık %40'ında görülmektedir. Bu lezyonlar genellikle kişinin bacak bölgesinde ortaya çıkarlar.

    Behçet hastalığına sahip olan kişilerin büyük bir çoğunluğunda göz tutulumuna rastlanmaktadır. Gözde ortaya çıkan belirtiler genellikle hastalığın ilk aşamasından sonra ortaya çıkar. Bu da hastalık ilk ortaya çıktıktan sonraki 1-2 yıl süren bir sürece tekabül etmektedir. Çoğunlukla kişinin iki gözü de bu tutulumdan etkilenir ve kişi gözlerinde ağrı hissetmeye başlar. Bunun yanında kişinin görüşü bulanıklaşır ve gözün orta kısmında iltihap oluşumu görülür. 

    Üveit olarak adlandırılan bu orta göz iltihabı, kronik bir özelliğe sahiptir ve sürekli tekrar eder. Bu durumun ortaya çıkaracağı sonuçlar iltihabın meydana geldiği bölgeye göre değişiklik gösterir. Gözün ön bölgesindeki iltihaplarda daha hafif belirtiler ortaya çıkarken, gözün arka kısmında ortaya çıkan iltihaplarda ise kişi görme kaybına varabilecek ciddi sonuçlarla karşılaşabilir.

    Behçet Hastalığı Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Behçet hastalığını tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi henüz geliştirilememiştir. Hastalığa sahip olan kişilerde daha çok semptomatik bir tedavi uygulanır. Yani hastalığın kişide ortaya çıkarttığı semptomlar hafifletilip ortadan kaldırılmaya çalışılır. Örneğin sıklıkla kişinin ağız bölgesinde ortaya çıkan aftlar için kişiye gargaralar ve çeşitli kremler reçete edilebilir. Bunun yanında kişiye kortikosteroid, azatioprin ve siklosporin gibi maddeleri içeren ilaçlar verilebilir. Kişinin vücudunda ortaya çıkan tutulumun daha çok kasları etkilediği durumda, gut hastalğının tedavisinde kullanılan "kolşisin" ilacı kullanılabilir.

    Görülebileceği gibi, behçet hastalığının tedavi yöntemi kişiden kişiye değişmektedir. Kişide ortaya çıkan belirtilere göre bir tedavi süreci izlenmektedir. Genellikle 2 yıllık bir tedavi süreci planlanır ve eğer bu süre sonunda belirtiler hafiflemişse kişiye daha fazla ilaç verilmez ve hasta izlenmeye başlanır. Tedavi ile asıl olarak kişinin organlarının kalıcı hasar almaması amaçlanır. İlaç tedavisine rağmen tutulumun devam ettiği durumlarda ise kişiye cerrahi operasyon yapılabilir.

    Hastalığın tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. Örneğin göz tutulumu semptomu yaşayan Behçet hastaları tedavi olmadıkları durumlarda görme kaybına kadar varabilen sonuçlarla yüzleşebilirler. Fakat tedavisine erken başlanan hastalarda bu gibi durumlar ilerlemeden önlenebilmektedir. 

    Behçet Hastalığı ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

    Behçet Hastalığı Bulaşıcı mıdır?

    Behçet hastalığı kendisini genellikle uçuk benzeri aft gibi yara görünümlü gösterir. Bu yüzden birçok kişi hastalığın bulaşıcı olduğunu düşünmektedir. Fakat bu düşünce doğru değildir, behçet hastalığı bulaşıcı değildir ve kişiden kişiye bulaş görülmez.

    Behçet Hastalığında Yenmemesi Gerekenler Nelerdir?

    Behçet hastalığına sahip olan kişiler öncelikle pastırma, salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş ürünlerden uzak durmalıdırlar. Bunun yanında patates kızartması, hamburger ve pizza gibi glisemik endeksi yüksek gıdaları da mümkün olduğunca az tüketmelidirler. 

    Sebze tüketmek her ne kadar faydalı olsa da havuç ve kereviz gibi kök sebzelerinin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Bunlara ek olarak, kişi mümkün olduğunca yağsız bir beslenme programına sahip olmalıdır. Kişi gönlünce et, tavuk ve süt ürünlerini tüketebilir fakat bu ürünleri tüketirken mümkün olduğunca az yağlı şekilde tüketmelidir (tavuğun derisini ve etin yağlı kısımlarını ayırarak).

    Behçet Hastalığı Atakları Nelerdir?

    Behçet hastalığının atakları önceden kestirilemez. Kişi uzun bir dönem herhangi bir belirti göstermemiş olsa bile vücudunda aniden çeşitli yara ve aft oluşumu ortaya çıkabilir. Bu atakların şiddeti ise kişiden kişiye değişiklik gösterir. Kimi zaman sadece deri üzerinde yaralar ortaya çıkarken kimi zaman göz ve sinir sisteminde çeşitli tutulumlar meydana gelebilmektedir.


    İlgili İçerikler
    Canlı Destek
    -
    Canlı Destek